Dr. Nejat Tamzok

Fiyatlardaki gerilemenin de etkisiyle Doğu Akdeniz’deki gaz arama faaliyetleri salgın sırasında yavaşladı. Ancak taraflar arasındaki yüksek gerilim aynı şiddette devam etmekte.

Diğer yandan TürkAkım ve Kuzey Akım 2 boru hatlarının Avrupa’yı Rus doğalgazına bağımlı hale getirerek güvenlik tehditi oluşturacaklarını ileri süren ABD, bu hatlar üzerindeki gerilimi arttırarak sürdürmekte.

Dolayısıyla Doğu Akdeniz ve Avrupa coğrafyalarındaki gaz savaşları, salgından pek fazla etkilenmedi.

Sibirya coğrafyasında ise işler daha sakin yürümekte.

***

Yapımı 2014 yılından bu yana devam eden “Sibirya’nın Gücü” doğalgaz boru hattı geçtiğimiz yılın sonlarında devreye girdi. Rus gazını Sibirya’dan Çin’e taşıyacak olan 3 bin kilometre uzunluğundaki bu hattın kapasitesi yılda 38 milyar metreküp. Ancak geçtiğimiz günlerde Gazprom tarafından yapılan açıklamaya göre, Rusya ve Çin arasında kapasitenin 44 milyar metreküpe çıkarılması müzakere edilmekte. Firmanın Yönetim Komitesi Başkanı tarafından yapılan bu açıklamadaki ikinci vurgu çok daha önemli. Buna göre; müzakerelerde, bir süredir gündemde olan Sibirya’nın Gücü 2 hattının yapımı da ele alınmakta.

Kapasitesi yılda 50 milyar metreküp olarak planlanan Sibirya’nın Gücü 2 Projesi, stratejik açıdan birincisinden çok daha önemli olacak. Bu proje ile hem Yamal Yarımadası’ndaki doğalgaz kaynaklarının Avrupa ve Asya pazarları için aynı anda kullanılabilmesi hem de Rusya’daki doğalgaz iletim altyapısının Batı ve Doğu coğrafyaları boyunca tek bir sistemde birleştirilmesi hedeflenmekte. Böylelikle Rusya, bir taraftan Kuzey Akım hatlarına eşdeğer iki hattı ülkenin doğusunda tesis ederken diğer taraftan herhangi bir sorunla karşılaşması durumunda hatların yönünü değiştirebilme avantajını elde etmiş olacak.

***

Gazprom’a göre, tüm bu projeler devreye alındığında Rusya’dan Çin’e iletilen doğalgaz miktarı yıllık 130 milyar metreküpü aşacak. Rusya’dan Avrupa’ya boru hatları vasıtasıyla gönderilen doğalgazın yılda yaklaşık 200 milyar metreküp olduğu ve Avrupa ile Asya doğalgaz taleplerinin birbirinden farklı yöndeki gelişimleri dikkate alındığında, Sibirya’nın Gücü projelerinin Rusya için önümüzdeki yıllarda çok daha büyük önem taşıyacağı anlaşılabilir.

Söz konusu coğrafyadaki projelerin gelişiminde, Çin’in doğal gaz talebindeki hareketlenme belirleyici olmakta. Sadece son 6 yıl içerisinde bu ülkenin doğalgaz tüketimi yaklaşık 2 kat oranında artarak 300 milyar metreküp düzeyini aştı. Buna karşın üretimi tüketimin yarısı düzeyinde kalınca, yaklaşık 10 yıl öncesine kadar tükettiğinden fazla doğal gazı kendisi üretebilen Çin net ithalatçı konumuna geçti. Dahası, Çin’in ithalat bağımlılığı her yıl bir öncekinden daha fazla artmakta. Üretim ve tüketim hızının en iyimser tahminle son beş yıldaki düzeyinde olması durumunda doğalgaz ithalatı önümüzdeki beş yıl içinde 2 katına çıkacak. Bununla beraber, özellikle kömür tüketiminin sınırlandırılmasına yönelik politikalarının sürdürülmesi halinde, doğalgaz ithalatının bundan çok daha fazla artış göstermesi sürpriz de olmayacaktır.

Batı tarafında ise çok daha farklı bir tablo söz konusudur. Avrupa’nın doğalgaz tüketimi son 10 yılda yüzde 10’un üzerinde daralmıştır ve -nüfusdaki gerileme, enerji verimliliği, yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanımı gibi faktörler nedeniyle- önümüzdeki yıllarda daha da gerilemesi beklenmelidir.

***

Rusya’nın Doğu tarafı için planladığı yatırımların temelinde yıkarıdaki öngörülerin bulunduğu açıktır. Bununla beraber, boru hattı yatırımlarının hedefinde sadece tüketim artışı nedeniyle ortaya çıkacak talep değil, aynı zamanda başta Avustralya ve Katar olmak üzere Çin’e yapılan LNG ithalatının da bulunduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Sibirya’daki yatırımların Asya’daki LNG trafiği üzerinde ciddi etkilerinin olması ve buradaki tedarikçilerin yeni pazarlar aramak zorunda kalmaları muhtemeldir.

Sibirya coğrafyasındaki boru hattı projelerinin gelişiminde talep tarafı etkili olurken, yazımın başında belirttiğim gerilimler de hızlandırıcı işlev görmekte. Süper güç ABD’nin bir taraftan Avrupa ülkelerini Rus gazından uzaklaştırma çabası, diğer taraftan ambargo siyaseti ve ticaret savaşları Çin ve Rusya arasındaki doğalgaz işbirliklerinin ivmelenmesine ve önümüzdeki yıllarda küresel doğalgaz denkleminin giderek farklılaşmasına neden olabilir.

Türkiye ise tüm bu denklemlerin ortasında Almanya ve İtalya’dan sonra Rusya’nın doğalgazda üçüncü büyük müşterisidir. Avrupa’da son 10 yılda gaz tüketimi artan az sayıdaki ülkeden biridir. Son dönemde TürkAkım ve TANAP gibi iki önemli boru hattını topraklarından geçirebilmeyi başarabilmiş ve doğalgazda ticaret merkezi olma hedefini herşeye karşın hâlâ sürdürmektedir. Bununla beraber Sibirya’daki hamlelerin sadece Asya’yı değil başta Doğu Akdeniz olmak üzere Türkiye’nin de dâhil olduğu coğrafyayı etkilemesi ve mevcut stratejilerin yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Ankara/Temmuz 2020

EnerjiPolitik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin