Paris 2024’den Türkiye’ye ne kaldı: Başarı mı, umut mu?

Dr. Nejat Tamzok

Paris 2024 Olimpiyat Oyunları nihayet tamamlandı.

Sporcular, yaklaşık yirmi gündür elliye yakın spor dalında madalya için mücadele etti.

Ama bu oyunların sadece bir spor etkinliği olduğunu düşüneniniz var mıdır bilmiyorum. Aslında, olimpiyatlar, aynı zamanda ülkelerin birbirlerine karşı güç gösterisinde bulundukları tam bir küresel rekabet meydanıdır. Geçtiğimiz yüzyılın başından itibaren her dönemde böyle olmuştur.

Bugün de iki yüzden fazla ülkeden on binin üzerinde sporcunun katıldığı oyunların sonunda, her ülke madalya tablosuna bakıyor ve başarı seviyesini ölçmeye çalışıyor.

Tabloya biz de bakıyoruz. Ama bazılarımızın orada gördükleri galiba biraz daha farklı. Onlardan birkaç değerlendirme cümlesini aşağıya yazıyorum:

Çok şansız kuralar çektik.

Konsantrasyon eksikliğimiz yok da galiba fazla konsantre olduk.

Bütün dünyanın gözü önünde yarıştıkları zaman sporcularımızın üzerinde ekstra baskı oluyor.

Çok beşincilik pozisyonumuz var, oralardan da madalya alabilirdik.

Efendim, madalyaya odaklanmak hata, öyle yaparsan büyük resmi kaçırırsın.

Bir sonraki olimpiyatta çok madalya alacağız, ayak seslerini duyuyoruz.

Spor uzmanı değilim. O nedenle, bu cümlelerle ilgili derin analizler yapamayacağım.

Ama sayıları bilirim.

Sonunda tartıya çıkarsınız ve başarınız orada sayılarla ölçülür. Yüz sene sonra da bu sayılar ve aldığınız madalyalar konuşulur, yoksa dördüncülüğünüz ya da henüz yapılmamış bir olimpiyatta almayı düşlediğiniz madalyalar değil.

Tabloya bakıyorum; 3 gümüş, 5 bronz var. Başarıyı ölçmek için kullanabileceğimiz elimizdeki malzeme sadece bunlar. Alınan madalyanın değerine göre bir sıralama yaparsak – ki olimpiyatlarda yapılan sıralama budur – altmış dördüncü, alınan toplam madalyaya göre yaparsak yirmi altıncı sırada tamamlamışız. Bizden fazla madalya alan bazı ülkeleri saymaya dilim varmıyor. Altmış iki ülke altın madalya kazanmış. Ama biz tam 40 yıldır ilk defa bir yaz olimpiyatından altın alamadan, bayrağı göndere çektiremeden, İstiklal Marşı’nı dinletemeden ülkeye dönmüşüz.

Buradan bir başarı çıkarılabilir mi? Zannetmiyorum.

Peki başarı yok ama, hiç olmazsa geleceğe dair bir umut besleyebilir miyiz? Bir de ona bakalım.

Aslında, 1936 olimpiyatlarından bugüne kadar olan grafiğe bakarsak, ülkeler sıralamasındaki yerimizin iyiye doğru gitmediğini görürüz. Alınan madalyaların değerine göre yapılan sıralamada; örneğin Londra 1948’de 6 altın madalya ile yedinciliğimiz, 7 altın kazandığımız Roma 1960’da altıncılığımız var. Bugüne kadar kırk altıncılıktan kötü bir sonucumuz olmamış, ama bu olimpiyatlarda altmış dördüncüyüz. Toplam madalya sayısında ise Atina 2004’de yirmi ikinci, Tokyo 2020’de yirmi birinci olmuşken, bu olimpiyatlarda ancak yirmi altıncıyız. Üstelik bu dereceyi – başta güreş olmak üzere pek çok dalda rakibimiz olan – madalya avcısı Rusya Federasyonu’nun olmadığı bir olimpiyatta alıyoruz.

Londra 2012’den itibaren olimpiyatlara 100’ün üzerinde sporcuyla katılıyoruz. Bu olimpiyatlara da 101 sporcuyla katıldık. Her 10 sporcu başına aldığımız madalya sayısı sadece 0,8. Ama 20 yıl önce Atina 2004’de bu sayı 1,54 düzeyinde olmuştu. Ya nüfus başına madalya? Herhalde en acıklısı da budur: Paris 2024’de her 10 milyon nüfus başına aldığımız madalya sayısı sadece 0,93, yani 1 bile değil.

Bu istatistiklerin hiç olmazsa yıllar içerisinde bir gelişim göstermesi beklenmez mi? Ama maalesef, Paris 2024’de, katılan sporcu başına madalya sayısı da her 10 milyon nüfus başına düşen sayı da son yirmi olimpiyatlık ortalamalarımızın çok altındadır.

Pekala, bu sayılara bakınca, bir sonraki olimpiyatta sıralamada daha yukarılara çıkacağımızı düşünebilmek, yani umutlu olabilmek mümkün mü? Üstelik, yetkili makamlardan gelen “biz devlet olarak en üst düzey imkanları sunduk,” açıklamaları da ortadayken mevcut tablodan dersler çıkarılıp daha iyi neticeler alınacağını bekleyebilir miyiz?

Bu soruların cevaplarını, siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

Ankara, Ağustos 2024

EnerjiPolitik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin