Oil demand forecasts and the future of the Middle East

Dr. Nejat Tamzok

Dünya petrol tüketimi, son 10 yılda yüzde 10’a yakın artarak geçtiğimiz yıl 4,5 milyar ton seviyesine kadar yükseldi.[1] Üstelik bu performans, salgın nedeniyle 2020 yılında yüzde 9 oranında bir düşüş yaşanmış olmasına rağmen yakalandı. Artış oranının, bir önceki 10 yılda da hemen hemen aynı olduğunu dikkate aldığımızda, küresel tüketimin daralma belirtileri gösterdiğini söyleyemiyoruz.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre petrol inişe geçmek üzere

Ancak Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) aynı fikirde değil.[2] Geçtiğimiz günlerde yayımladığı Dünya Enerji Görünümü 2024 raporuna[3] göre, dünya petrol tüketimi önümüzdeki 10 yıl içinde zirve noktasını görecek ve ardından gerilemeye başlayacak. Üstelik bu, ajansın en iyimser tahmini.

Aynı yayında petrolcüler için iki de felaket senaryosu var: İlk senaryoda, eğer hükümetler Birleşmiş Milletlere verdikleri iklim taahhütlerini yerine getirirlerse, petrol tüketimi sadece 15 yıl içinde neredeyse yüzde 50 oranında düşecek. İkinci senaryoda ise eğer dünya 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini yakalayabilecekse, o taktirde 15 yıl sonraki tüketim bugünkünün yarısından bile daha az olacak.

Paris merkezli bu kuruluşa göre, fosil yakıt çağının sonu geldi. Temiz enerjilere geçişin ardındaki ivme öylesine güçlü ki artık kömür, petrol ve doğal gaza yönelik küresel talep hızla aşağı doğru düşmeye başladı. Ajans, petrole ilişkin görüşlerini, ağırlıklı olarak Çin’in tüketimindeki yavaşlamayla ve elektrikli araç satışlarındaki hızlanmayla açıklamakta.

OPEC’e göre Uluslararası Enerji Ajansı hayal görüyor

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) tahminleri ise tamamen farklı bir tablo çizmekte. OPEC, küresel petrol talebinin en azından 2050 yılına kadar büyümeye devam edeceğini ve zirvenin henüz ufukta görülmediğini ısrarla tekrarlamakta.[4] Dahası, UEA’nın tahminlerini gerçekle hiçbir ilgisi olmayan fanteziler[5] olarak görmekte ve üstelik tehlikeli[6] olarak nitelendirmekte.

Sonuç olarak, petrolün geleceği konusunda bu iki kuruluşun anlaşabilmesi çok mümkün görünmüyor.

Enerji dönüşümü Orta Doğu’yu da şekillendirecek

Ancak, bunlardan hangisinin haklı olduğu hususu, petrol üreten ülkeler için son derece yaşamsal. Özellikle de bugün dünyanın en sıcak bölgelerinden biri olan Orta Doğu coğrafyasındaki ülkeler için.[7]

Dünyadaki en büyük petrol rezervlerine ev sahipliği yapmakta olan bu bölgedeki çoğu ülkenin ekonomisi büyük ölçüde bu yakıta bağımlı; bütçelerinin de milli gelirlerinin de önemli bölümünü petrol ihracatı oluşturmakta. Örneğin Irak ve Kuveyt’te petrol gelirlerinin milli gelir içindeki payı yüzde 40 civarında. Bu oran Suudi Arabistan ve Umman’da yüzde 20’nin üzerinde; İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’da ise yüzde 20’ye yakın.[8]

Dolayısıyla, petrole olan bağımlılık düzeyleri dikkate alındığında, UEA’nın en iyimser tahminlerinin bile gerçekleşmesi durumunda bu ülkelerin beka sorunuyla karşılaşabilecekleri yorumunu yapmak abartılı olmayacaktır.

Orta Doğu’da, fosil yakıtlardan daha temiz kaynaklara doğru ilerleyen dönüşüm sürecinin kendileri için ortaya çıkardığı risklerin farkında olan ülkeler geçişi kolaylaştırmaya yönelik tedbirler almakta, düşük karbonlu bir gelecekte ayakta kalabilmenin planlarını yapmaktalar. Bu amaçla, küresel güç mücadelelerinin ortasında, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik her türlü projenin içinde yer almaya ve stratejik ortaklıklara katılmaya çalışıyorlar. Ancak, bölgedeki bütün ülkelerin bu konuda başarılı olduğunu söylemek zor ve yaklaşan tehlikeden en fazla rahatsız olması gereken ülkeler de bunlar.

Acaba hangisi haklı?

Petrol talep tahminlerinin Orta Doğu coğrafyasında ciddi bir gerilim yarattığı açıktır. Acaba iki kuruluştan hangisi haklı çıkacak? Arap petrol ambargosuna yanıt olarak ABD liderliğindeki Batı bloku tarafından 70’li yıllarda kurulan ve bugün söz konusu blokun işine yarayacak analizlerle süreci yönlendirmeye çalıştığı iddiasıyla eleştirilen UEA mı? Yoksa küresel petrol arzını yönetmek amacıyla kurulan ve tamamen ihracatçı ülkelerin çıkarlarına odaklanan OPEC mi?

Giderek daha da görünür olan enerji dönüşüm sürecinin bölgedeki gerilimleri artıracağını ve bu coğrafyada çok daha zor zamanların gelmekte olduğunu öngörebiliriz. Tahmin savaşlarında UEA’nın haklı çıkması durumunda ise bölgedeki jeopolitik dengelerin birkaç yıl içinde alt üst olacağını ve bugüne bakarak hesap yapanların kaybedeceğini söylemek kâhinlik olmaz.

Ankara, Kasım 2024


[1] Energy Institute, 2024. Statistical Review of World Energy 2024. https://www.energyinst.org/statistical-review/home.

[2] International Energy Agency, 2024. Oil Market Report – September 2024, https://www.iea.org/reports/oil-market-report-september-2024.

[3] International Energy Agency, 2024. World Energy Outlook 2024, https://www.iea.org/reports/world-energy-outlook-2024.

[4] OPEC, 2024. 2024 World Oil Outlook 2050 – Foreword, https://publications.opec.org/woo.

[5] OPEC, 2024. 2024 World Oil Outlook 2050 – Foreword, https://publications.opec.org/woo.

[6] OPEC, 2024. OPEC Sec Gen: Peak oil demand not on the horizon, 13 June 2024. https://www.opec.org/opec_web/static_files_project/media/downloads/general/OPEC-SG-peak-oil-demand-not-on-the-horizon.pdf.

[7] Nejat Tamzok, 2024. Orta Doğu’da kazananlar ve kaybedenler, 14 Ağustos 2024, https://enerjipolitik.com/2024/08/14/orta-doguda-kazananlar-ve-kaybedenler/.

[8] World Bank, 2024. Oil rents (% of GDP), https://databank.worldbank.org/source/adjusted-net-savings/Series/NY.GDP.PETR.RT.ZS, Access date: 10.11.2024.

EnerjiPolitik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin